"Enter"a basıp içeriğe geçin

Medeniyetlerin Buluştuğu Gizemli Şehir Mardin

Medeniyetlerin Buluştuğu Gizemli Şehir Mardin

Mardin, uzaktan bakıldığında gözünüze orta büyüklükte bir şehir gibi gelir. Ancak yaklaştıkça büyür kent. Taze baharat kokularının yükseldiği çarşılarında, her sokak keşfedilecek yeni bir dünyaya açılır.

Medeniyetlerin Buluştuğu Gizemli Şehir Mardin
Medeniyetlerin Buluştuğu Gizemli Şehir Mardin

 

Mardin’e ilk kez 2002 yılında, üniversite mezuniyet tezimi hazırlamak için gitmiştim. Bir, iki gün kalır işimi hızla bitirir dönerim düşüncesindeydim. Uçaktan inip, Kızıltepe istikametinden kent merkezine doğru yola çıktığımda yanıldığımı anladım. Mardin’i ilk gördüğüm andı bu. İlk görüşte aşktı. Narin bir boyuna takılı zarif bir gerdanlık gibi duruyordu Mardin. Aynı zamanda kartal yuvası gibi yüksekte, Mezopotamya Ovası’na yukarıdan, heybetle bakıyordu tarihi kent.

MEZOPOTAMYA OVASI
Bereket fışkıran bu ova, sonsuza doğru akıp gidiyor. Hava karardığında uzakta Suriye ışıkları görülüyor. Taklacı güvercinler özgürlüğe kanat çırparken gün batımına doğru ovanın rengi maviye çalıyor. Deniz oluyor ova ve her bir araba, kamyon bu dingin denizde yol alan birer tekneye dönüşüyor. Bu manzaranın en güzel göründüğü kartal yuvası, Mardin’in terasları. Dudağınızda kakuleli Mardin kahvesinin hafif acı tadı, kulağınızda ise yörenin reyhani müziği sizi masalsı bir âleme götürüyor.

NUSAYBİN – KIZILTEPE – MİDYAT

Mardin ilçeleriyle de tarihle yaşıt bir coğrafya. Nusaybin Felsefe Okulu, bin yılların ötesinden ilmin ışığıyla insanlığı aydınlatmış. Yakınlarındaki Beyazsu ise berrak ve coşkun akan sularıyla Nusaybin’e bereket taşıyor. Midyat, Mardin’in bir başka zenginliği. Camileri, kiliseleri ve Mor İbrahim Manastırı ile dinlerin, kültürlerin kaynaştığı bir kavşak noktası Midyat. Merkezdeki Halk Evi Binası ise mimarisi ile yörenin taş işçiliğinin zirve eserlerinden birini oluşturuyor. Kızıltepe ise Mardin’in hızla genişleyerek ovaya yayılan önemli merkezlerinden. Türkiye’nin en lezzetli kırmızı mercimeğini yetiştiriyor Kızıltepe çiftçisi. Orta Çağ İslam mimarisinin klasik bir örneği olan Koçhisar Camii ise burada mutlaka ziyaret etmeniz gereken mekânlardan.

DARA
Mardin – Nusaybin yolu üzerindeki Dara Antik Şehri adeta bölgenin Efes’i. En görkemli günlerini Persler döneminde yaşayan kentte Büyük İskender’in ardından Roma ve Bizans imparatorlukları da izler bırakmış. Mardin Müzesi tarafından sürdürülen kazı çalışmalarında kentte İslam uygarlıklarına ait izlere de rastlandı.

DEYRUZZAFERAN
Mardin, Süryani mabetlerinin en yoğun bulunduğu noktayı oluşturuyor. İrili ufaklı onlarca kilise, “tanrı hizmetkârlarının dağı” anlamına gelen Tur Abdin yöresinin inanç zenginliğini oluşturuyor. Mardin kent merkezine dört kilometre uzaklıktaki Deyruzzaferan Manastırı işte bu mabetlerin en dikkat çekicilerinden biri. İnşası Hristiyanlık öncesine dayanan yapı bir dağın eteğine kurulmuş. Zeytin ağaçları içindeki mekân yüzyılların sessiz tanıklarından.

MARDİN ULU CAMİİ VE MUHTEŞEM MEDRESELER

Mardin mimarisinde Artukoğulları döneminin etkisi büyük. Halen restore edilmekte olan Ulu Cami ise görkemiyle görenleri büyülüyor. Haşmetli minaresi İslam yazı sanatı olan hüsn-ü hattın en güzel örnekleriyle dolu. Mardin kent silüetinin en karakteristik ve en etkileyici yapısı kesinlikle Ulu Cami’nin minaresi ve dilimli kubbesi. Mardin Kalesi eteklerindeki Zinciriye (Sultan İsa) Medresesi de kentteki onlarca Artuklu eseri arasında. Medresenin taç kapısının iç kısmına damla motifleri içine işlenmiş Allah’ın 99 ismini (Esma’ül Hüsna) gösteren yazıt Mardin’de taşın konuştuğunun ve gerçekten de şiire, sanata, duaya ve zikre dönüştüğünün yaşayan bir kanıtı. Türkiye’deki Akkoyunlu Dönemi’ne ait olan tek medrese olan Kasımiye Medresesi’nde içinden akan doğal kaynak suyunun duvarlarında oluşturduğu melodiyle huzur duyacağınız tarihi bir yer.

 

KENT MERKEZİNDE
Mardin, uzaktan bakıldığında gözünüze orta büyüklükte bir şehir gibi gelir. Ancak yaklaştıkça büyür kent. Taze baharat kokularının yükseldiği çarşılarında her sokak keşfedilecek yeni bir dünyaya açılır. Kahve değirmenlerinde kavrulan mis kokulu kahvenin kokusu, yöreye mahsus leblebinin kokusuyla karışır. Bakırcılar çarşısı, yöresel ürünlerin taze olarak satıldığı manavlar ve tezgâhlar arasında günün nasıl geçtiği anlaşılmaz. Mardin’in dar sokakları arasında gezerken sokakları birbirine bağlayan abbara adlı geçitler dikkat çekiyor. Kısıtlı alanın değerlendirmesi için bulunmuş son derece güzel bir mimari çözüm abbaralar. Mardin çarşılarında huzur ve güvenle gezebilirsiniz. Kent esnafı son derece güler yüzlü ve misafirperver burada. Birçok esnaf size yöresel kahve mırra ikram edecektir. Kendine özgü tadı ve aroması olan bu kahve sindirime iyi geldiği gibi, lezzetiyle de göz dolduruyor. Mardin’deki geleneksel hobilerden biri de güvercincilik. Akşamüstü saatlerinde birçok Mardinli güvercinleri kümeslerinden gökyüzüne salıyor. Tavsiyem bir kafe ya da yakınlarında bir çay bahçesine gidip eşsiz ova manzarası eşsizliğinde bu güzel canlıların gökyüzündeki danslarını seyre dalmanız.

mardin
mardin

MARDİN LEZZETLERİ

Efsane lezzetlere ev sahipliği yapıyor Mardin mutfağı. Güneydoğu mutfağının en iyi temsil edildiği mekânlarda kebap ve et ağırlıklı yöre yemekleri bulabilirsiniz. Yenişehir bölgesinde ise Mardinli ev hanımlarının bir araya gelip yörenin sebze ve tencere yemeklerini sundukları lezzet noktalarını keşfedebilirsiniz. Kaburga dolması, ikbibet, kibe, kitel ve Mardin usulü mumbar baş döndüren lezzetlerin sadece birkaçı. Mardin çarşılarının ara sokaklarındaki küçük esnaf lokantaları da günlük halk yemeklerini sunan ve çok lezzetli yemekler sunan seçenekler arasında.

MARDİN MÜZELERİ

Aslında kendisi bir açık hava müzesi olan Mardfin’de Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Mardin Müzesi kentin arkeolojik geçmişine ışık tutuyor. Mardin’in binlerce yıllık geçmişine yakından göz atmak için Mardin Müzesi mutlaka ziyaret edilmeli. Diğer yandan kentteki Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi ve Dilek Sabancı Sanat Galerisi, bu bilge şehrin yüzyıllardan damıtılarak biriktirilmiş büyük kültürünü ziyaretçilerle buluşturuyor.

YOLUNUZU DÜŞÜRÜN
Mezopotamya’ya yukarıdan bakan bir kültür hazinesi olan Mardin, keşfetmeniz ve ruhunuzda hissetmeniz gereken bir dünya. İlk defa görseniz de kendinizi ait hissedeceğiniz bu kenti tanımak için her zaman doğru zaman.

Fotoğraf Kredileri

Tarihi Mardin Kalesi, Mezopotamya Ovası’na yukarıdan bakıyor. Şehir ise kalenin bulunduğu dağın eteklerine kurulmuş.

Mardin Bakırcılar Çarşısı, yöresel motifleri barındıran el emeği ürünlerle dolu.

Dünyanın en eski akademilerinden Nusaybin’deki Mor Yakub Felsefe Okulu’nun kalıntıları.

Taç kapılar Mardin’deki taş işçiliğinin zirve örneklerinden.

Bagok Dağları’nın yüksek bir noktasına kurulu Mor Evgen Manastırı’nın kalıntılarından ova manzarası.

Taş evlerin sevimli misafirleri güvercinler.Kemerli yapıların gölgeleri öğle sıcağında güzel bir mola noktası.

Taşın şiire dönüştüğü kent övgüsünü fazlasıyla hak ediyor Mardin.

(Zinciriye Medresesi)Telkâri, Mardin’in köklü geçmişi olan el sanatlarından.Kent çarşılarında her zaman taze baharatlar bulmak mümkün.

Mardin’de akşam yaklaştıkça ova denize dönüşür, araçlarsa yüzen birer gemiye.

Mardin’in mimari üslubundaki ritim, tarihi binaları seyre daldırır.

Tüm heybeti ve görkemiyle Ulu Cami minaresi yüzyılların sessiz ve mağrur tanığı.Gündüzü seyranlık olan tarihi kentin silüeti gün batımında gerdanlığa dönüşür.

Onlarca kilise ve manastır, Mardin kültürünü zenginleştiren unsurlardan.

2012’de yılın kadını seçilen Narsa Nine kök boyalarla geleneksel desenler işliyor kumaşa.

Mardin’de tarihi mekânlar gün geçtikçe onarılıp, koruma altına alınıyor.Yöresel tatlar için Mardin’de keşfedeceğiniz birçok nokta var.

 

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir