"Enter"a basıp içeriğe geçin

Sandığınızdan Daha Yakın: Akçakoca

Sandığınızdan Daha Yakın: Akçakoca

Akçakoca
Akçakoca

İstanbul ve Ankara’ya karayoluyla üç saat uzaklıktaki Akçakoca, upuzun kumsalları, tarihi evleri, balık restoranları ve renkli çarşısıyla sonbaharda başka güzel.

Pırıl pırıl bir Akçakoca sabahını, sekiz yüz yıldır ayakta kalabilmiş Ceneviz Kalesi’nin önünde karşılıyoruz. Elini küfesine daldıran güler yüzlü amca, bize fındık uzatırken anlatıyor: “Hoş geldiniz, bu yıl bahçelerimiz bereketli. Akçakoca’nın tepeleri fındık bahçeleriyle kaplıdır. Almasanız da tadına bakın.” Bir torba fındık alıp kale girişindeki kafeteryaya oturuyoruz. Taze demlenmiş sabah çayı tam bu sırada masamıza geliyor. Karadeniz’e bakan küçük bir tepe üzerine kurulu kalenin çevresi mesire alanı olarak düzenlenmiş. Çevredeki piknik masalarının çoğu kestane, meşe ve ıhlamur ağaçlarının gölgesine sığınmış. Hemen altımızdaki Ceneviz Kale Plajı’nın temizliği, mavi bayrak ödülüyle taçlanmış. Yöre insanını söylediğine bakılırsa, Akçakoca’da deniz ve güneş banyosu için en iyi zaman eylül. Kumsalın sağ ucundaki sarp kayalıklar denizle buluşarak muhteşem bir manzara sunuyor.

 

MELEN DELTASI’NDA
Düzce’nin sahil ilçesi Akçakoca, Büyük ve Küçük Melen nehirlerinin kolları arasındaki geniş bir delta üzerinde kurulmuş. Sırtını yasladığı Köroğlu Dağları’nın havası ve suyunu taşıyan ilçe, onlarca akarsu ve pınara ev sahipliği yapıyor. İlçede dikkat çeken ilk yapı, Akçakoca Merkez Camii. ”Selçuklu mimarisinde kullanılan sekizgen platformun üzerine oturtulmuş otağ çadırından esinlenerek inşa edilen cami, 2004 yılında tamamlanmış. İlçeyi kuşbakışı izlemek için ormanlık tepelere tırmanıyoruz. Merkezden Arif Paşa Caddesi’ne döndüğümüzde, Kızılay Konukevi’nin yan sokağında Mehmet Arif Köşkü ile karşılaşıyoruz. 1903 yılında tüccar bir Osmanlı ailesi tarafından yaptırılan üç katlı ahşap köşk, çevredeki eski Akçakoca evlerinin en gösterişli örneği. Biraz ileride Orhan Gazi Caddesi’nden başlayarak ancak bir iki tane görebildiğimiz asırlık evlerin sayısı, Yukarı Mahalle’ye geldiğimizde artıyor. Ahşap gövdenin içine kırmızı tuğlalar örülerek inşa edilen üçer katlı bu evlerin her biri neredeyse konak büyüklüğünde. Yörenin oksijen yüklü havası iştahımızı açıyor. Farklı lezzetler keşfetmek düşüncesiyle sahile uzanıyoruz. Orhan Gazi ve Akçakoca Bey heykellerinin yükseldiği meydanın karşısı sahil kahveleriyle dolu. Balık, salata, zeytinyağlı ve hamur işleri deniz kıyısındaki masalara servis ediliyor. Öğle yemeğinde mancarlı gözleme, köy ayranı ve fındık tatlısı tercih ediyoruz, akşama balık ziyafeti var.

RIHTIMDA BALIK
İlçe merkezindeki halk pazarı başlı başına bir dünya. Çevre köylerden getirilen çeşit çeşit ürünlerin sergilendiği pazarda, insan her şeyin tadına bakmak, hepsinden biraz almak istiyor. Fındık, dağ çileği, böğürtlen, kızılcık, köy peynirleri, yoğurt tarhanası, erik pestili, kestane balı, ıhlamur çayı ve fındık dallarından örülmüş sepetler… Burada yok yok. Atıştırmalık bir şeyler alıp limana iniyoruz. Sandalların arasına gizlenmiş bir kayalığa oturup balıkçıları izliyoruz. Mendirekte denize oltalar atılmış teknelerse limana dönüyor. Karşımdaki parkta oturan turistler gün batımını bekliyor. Çevredeki restoranlar akşam için masalarını hazırlıyor. Limandan başlayıp balık lokantalarının sıralandığı sahil boyu yürüyoruz. Seçtiğimiz restoranın sahibi iddialı: “Herkes balık satabilir, önemli olan pişirmeyi bilmek” diyor. Onun önerisiyle, mevsim balıkları tabağı, özel soslu karides güveç ve salata ısmarlıyoruz. Mekân sahibi gerçekten de haklı. Tüm deniz ürünleri tam kıvamında pişirilmiş, üstelik fiyatlar çok uygun. Geceyi Akçakoca’da geçirmek isteyenler için ilçede konaklama seçeneği bol. Yıldızlı oteller, ev pansiyonları ya da kamp alanlarından birini tercih edebilirsiniz. Deniz manzaralı otelimize yerleşip, günbatımını bir açık hava havuzunda karşılıyoruz. Dalga sesleri müziğimiz oluyor.

Akçakoca nerede
Akçakoca nerede

VADİDEKİ ŞELALE
Ertesi gün, Akçakoca’nın yakın çevresini keşfetmek iyi fikir. İlçe merkezi geride kalınca, önümüze birbirinden güzel köyler seriliyor. Uçsuz bucaksız kırlarda otlayan alaca renkli inekler, ağaç çitlerle çevrelenmiş bahçelerini çapalayan kadınlar, hışırdayan kavak ağaçları, dere ve kuş sesleri… Özlemişiz köy havasını. Yol üzerindeki çalılardan böğürtlenler topluyoruz. Akçakoca merkezinden itibaren yedinci kilometrede Arabacı Köyü’ne ulaşılıyor. İki kilometre ilerideki Aktaş Köyü’nün güzel bir şelalesi var. Adını bulunduğu köyden alan şelale, ormanlarla kaplı derin bir vadide saklı. Aracımızı köy çıkışında bırakıp ormanlarla kaplı dar bir patikadan su kıyısına iniyoruz. Dere boyu taşların ve kütüklerin üzerinden ufak tefek sıçrayışlarla devam eden parkur, yaklaşık bir saatlik yürüyüşle şelaleye ulaşıyor. Yüksek kaya bloklarından dökülen suların serinliği tüm yorgunluğumuzu almaya yetiyor. Gördüğümüz güzelliklerin etkisiyle yolumuzu uzatmaya karar veriyoruz. Bu kez, Arabacı Köyü yolu üzerinden Cumayeri levhasını izleyerek başka bir mesire alanına yöneliyoruz. Asırlık çınar ağaçlarıyla bezeli bu ormanlık alan, piknik yapmak ve dere kıyısındaki kır lokantalarında alabalık yemek için gelenleri ağırlıyor. Ağaçların biraz olsun seyreldiği yerde küçük bir cami dışında, ahşap bir kemer köprü göze çarpıyor. Çevrede gezinirken Bizans döneminden kalma bir hamama rastlıyoruz. Akçakoca’nın sürprizleri bitmiyor. Ama artık veda etmek zorundayız. Tekrar gelmek için söz verip ilçeden ayrılıyoruz. Onu çok özleyeceğimizi bilerek…

vadideki selale
vadideki selale

Fotoğraf Kredileri:
Kadınlar Plajı, sarp kaya duvarlarının hemen kıyısında yer alıyor.

Akçakoca’da bolca yetişen fındık, pek çok alanda değerlendiriliyor.

Ceneviz Kalesi’ndeki tarihi su sarnıcı, dilek kuyusu olarak kullanılıyor.

Akçakoca Merkez Camii, özgün mimarisiyle dikkat çekiyor.

Yukarı Mahalle’de bulunan eski Akçakoca evlerinden bir örnek.

Saksıları dolduran renk renk çiçekler, Akçakoca evlerini süslüyor.

Mavi bayraklı Kale Plajı, özellikle hafta sonları yoğun rağbet görüyor.

Akçakoca yakınlarındaki köylerde bahçeler orman meyveleriyle dolu.

Orhan Gazi ve Akçakoca Bey Heykeli, Akçakoca’da yükseliyor.

Akçakoca sahilindeki restoranlar deniz ürünleri açısından zengin.

Kadınlar Plajı yakınlarındaki kayalıklar ilginç bir forma sahip.

Uzun bir yürüyüş yoluna sahip olan Akçakoca sahilinde günbatımı.

Limandaki balıkçı tekneleri günün erken saatlerinde denize açılıyor.

Rıhtım çevresinde geziye çıkanlar ağ öbekleriyle sıkça karşılaşıyor.

Akçakoca’da limandan bir tekne kiralayarak kıyıları keşfedebilirsiniz.

El yapımı ahşap tekneler ilçe merkezindeki dükkânlarda satılıyor.

Aktaş Şelalesi, ormanlarla kaplı derin bir vadinin içerisinde yer alıyor.

 

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir